Header Ads

CUMALIKIZIK KÖYÜ




Anadolu coğrafyasında yaşıyoruz. Pek çok kentimizin binlerce yıllık tarihi var. Bu konuda çok şanslı ülkelerden biriyiz. Bu şansın değerini biliyor muyuz, ondan pek emin değiliz.

Cumalıkızık Köyü'nün çok farklı bir anlamı ve önemi var. Burası Osmanlı Beyliği, 1326 yılında Bursa'yı fethettikten kısa süre sonra kurulan ve bozulmadan günümüze kadar ulaşmayı başarmış bir Türk köyü. Yaklaşık 700 yıldır varlığını sürdüren köyün zor günleri de olmuştu elbette.

1922 yılında Yunan işgali sırasında Yunanlılar köyü yakmaya hazırlanırken, koşarak soluk soluğa Hüseyin adlı çocuk çıkagelir muhtarın yanına. Yunan komutanlar da oradadır. "Kurtulduk" der heyecanla, "askerlerimiz toplarıyla ve tüfekleriyle geliyorlar".. Yunan komutan çocuğun heyecanından bir şeyler olduğunu anlar ve telaşla köyden kaçarlar. Böylece köy yakılmaktan kurtulur. Çocuğun askerlerimiz dediği, silahlı bir çetedir sadece.



Bursa'nın fethinden sonra bu bölgeye yerleşmeye karar veren Oğuzların Kızık boyu, kendilerine yer gösterilmesini ister. Kızık Beyi'nin 7 oğlu Karakeçili aşiretinin 7 kızıyla evlendirilir ve her birine Uludağ'ın eteklerinde yer gösterilir. 

Cumalı Bey'in kurduğu köye Cumalıkızık; 
Fethi Bey'in kurduğu köye Fethiyekızık, ki sonradan Fidyekızık denmiştir; 
Hamlı Bey'in kurduğu köye Hamamlıkızık;
Dal Bey'in kurduğu köye Dallıkızık;
Bayındır Bey'in kurduğu köye Bayındırkızık denmiştir.
Derekızık ile Değirmenkızık köylerini kuran beylerin adları bilinmez.

Bu 7 köyden Dallıkızık ve Bayındırkızık köyleri günümüze ulaşamamıştır. 

Cumalıkızık köyü ile ilgili bir öykü daha vardır. Sadece bu köyde cami olduğu için buraya Camikızık dendiği, diğer köydeki insanların cuma günleri namaz kılmaya buraya geldikleri için köyün adının Cumalıkızık olduğu anlatılır. 


Köyün meydanında, köyün UNESCO ve Bursa Valiliği'nin koruması altında olduğunu ve izin alınmaksızın bir çivi bile çakılamayacağını öğrendik. Amaç köyün 700 yıllık yapısını korumak.




Cumalıkızık Köyü, adını bir TV dizisiyle duyurmuştu. Bu köyde çekilen ve o dönem çok izlenen dizi sayesinde köyün adını tüm Türkiye ezberledi.





Burası da köyün camisi.. 








Köy, dar sokaklardan oluşuyor. Taş sokakların genişliği 2 ya da 3 metre kadar. 

Bir de bu fotoğraftaki yer var, Cin Aralığı. 50 cm kadar bir genişliği var. Yunan işgali sırasında düşman askerleri köye geldiğinde köyde kimseyi göremeyince çok şaşırmışlar. Köylüler bu Cin Aralığı'ndan kaçıp ormana saklanmışlar.





Köy artık turistik bir yer olduğu için her yer gelen ziyaretçileri ağırlamak üzere hazırlanmış. Aslında güzel kafeler de var. Ancak o kadar çok incik-boncuk satan yer var ki, açılan tezgahlar yüzünden neredeyse köy görünmüyor.







Yerli ve yabancı turistler bu tarihi köye magnet satın almaya mı geliyorlar acaba?.. Böyle bir bilgi mi var ellerinde bu satıcıların. Ev şeklinde anahtarlıklar, üzerinde Cumalıkızık yazan tepsiler ya da küllükler almak mı derdimiz acaba?.. Üstelik hepsi seri üretim, el yapımı değil. Bir-iki tezgahtan söz etmiyorum, her yer bu ıvır-zıvırları satan tezgahlarla dolu.  









Oysa tarihi bir köydeyiz. Uygun yerlerde bilgilendirmeler olsaydı, bir açıkhava müzesinde gezinir gibi köyün öyküsünü okuyabilseydik keşke.


Köylülerin ürünlerini sattığı tezgahlar da var, yok değil, ama diğer tezgahların arasında onları arayıp bulmak durumundayız. Sanırım, bu magnetçi tezgahların hiç birinin Cumalıkızık Köyü ile bir bağları da yoktur. Tek ilgileri akşam elde edebildikleri cirodur diye tahmin ediyoruz.

Kahramanmaraş dondurmacısının bu meydanda ne işi var Allahaşkına!..





 Türk mimarisinin ve kültürünün somut bir örneği olan Cumalıkızık Köyü'nün yeniden ele alınması ve bu halk pazarı görünümünden kurtarılması gerekir. 

  





























Yorum Gönder

0 Yorumlar