Bursa Yeşil Cami ve Osman Hamdi Bey

0 Çekirdek Gezi


Bursa’da Yeşil Cami, çinileriyle ünlü bir camidir. Bu güzel camiyi gezmek için harika bir rehber buldum. Resim yaparken çok sevdiği ve resimlerinde mekan olarak kullandığı bu camiyi Osman Hamdi Bey ile gezmeyeceğim de, kiminle gezeceğim?

 

Sabah erkenden caminin girişindeydim. Öğle namazına kadar cami sakin olur, rahat rahat her yerini inceleriz diye düşündüm. 

Rehberimi beklerken cami girişinin önündeki şadırvanda elimi yıkadım. Diğer ziyaretçilerle selamlaştım. 



O sırada uzak doğulu bir grup camiden çıkıyordu. Ardından Türklerden oluşan bir başka tur grubu içeri giriyordu. Onlarla birlikte ben de caminin girişine doğru hareketlenince rehberimi gördüm.


Rehberim Osman Hamdi Bey!  

İlk Türk arkeolog olarak kabul edilir. Lübnan'da ünlü "İskender Lahdi"ni bulmuş ve İstanbul’a getirmişti.




Osmanlı Devleti’nin son yılları, arkeolojik buluntuların yağmalandığı bir dönemdir. Osman Hamdi Bey, gerekli kanunların çıkması için çalışmış, kurtardığı eserlerin sergileneceği bir müze kurmuş ve yönetmişti. İstanbul Arkeoloji Müzeleri onun eseridir.

Ama sanırım onu çoğumuz “Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosuyla tanıyoruz. İşte bugün Yeşil Cami'yi onun tabloları eşliğinde gezeceğim.

Henüz camiye girmeden, hemen girişte 1882 yılında tuval üzerine yağlı boya ile yaptığı "Yeşil Cami Önünde" adlı tablosu karşımda duruyordu. Hemen fotoğrafladım. 



Osman Hamdi Bey'in tablosu ile çektiğim fotoğraf arasında büyük bir fark var, öyle değil mi?

Tabloda merdivenler var. Ressam bu merdivenleri kendi eklemiş. Yani Yeşil Cami girişinde hiç bir zaman merdiven olmamış.

Başımı kaldırıp girişin üzerindeki mermer ustalığına baktım. Olağanüstü! Uzun süre öyle kalmışım sanırım, camiden çıkmak isteyenler yol isteyince kendime geldim. Evliya Çelebi’nin de yolu düşmüş Yeşil Cami’ye ve sanırım o da aynı benim gibi uzun uzun bakmış bu işçiliğe. 

Sonunda ayakkabılarımı çıkarıp bir rafa bıraktım ve içeri girdim. Tam karşımda süslemeleriyle ünlü mihraba kilitlenmişim gibi yürüdüm. O kadar göz alıcıydı ki, yanından geçtiğim havuzu çok sonra fark ettim. 

Önümde dört basamaklı bir yükselti vardı. Basamakları çıkmak isterken Osman Hamdi Bey kolumdan tuttu. "Namaz vakti haricinde girilmez" dedi. 



Mimarı Hacı İvaz Paşa olan Yeşil Cami'yi Sultan Çelebi Mehmet 1419 yılında yaptırmış. 1424 yılında Nakkaş Ali'nin süslemeleri tamamlamasıyla cami son halini almış.

Mihraptan gözümü ayırmayı başarınca çevreme bakındım. Caminin daha önce görmediğim farklı bir yapısı olduğunu fark ettim. Camiye girince sağında ve solunda birkaç basamakla çıkılan özel bölmeler var. En ilginci mihrabın sağında ve solunda odalar olması. Buralarda namaza duranlar hocayı göremezler ki, neden böyle inşa edilmiş diye düşünmeden edemedim.

Yapıldığı dönemde Yeşil Cami, aynı zamanda devlet meselelerinin de tartışıldığı bir bina olarak tasarlanmış. Bu odalar Devletin farklı bölgelerinden gelenlerin görüşme ve tartışma odalarıymış.

Caminin üst katında da Hünkar Mahfili var.

 

Osman Hamdi Bey bana müezzin mahfilini işaret etti. 1880 yılında yine tuval üzerine yağlı boya olan "İki Müzisyen Kız" tablosu karşımızda duruyordu.  



Bu kez de diğer köşeye yönlendirdi beni. Burada da 1910 yılında yaptığı "Kur'an Tilaveti" adlı tablosu karşımdaydı. 


Doğru yerde mi durdum acaba diye düşünürken, Osman Hamdi Bey muzipçe gülümsüyordu.

Ressam bu resminde bizi biraz şaşırtacak bir değişiklik yapmış. Kur'an okuyan adamı aslında mahfilin içinden resmetmiş. Yani resmin solunda caminin girişini değil, mihrabı görmemiz gerekirdi. Ama o böyle tercih etmiş. 

 

Peki "Kaplumbağa Terbiyecisi" diye sordum.

Osman Hamdi Bey, 1906 yılında çizdiği "Kaplumbağa Terbiyesi"ni, 1907 yılında tekrar çizmişti. Aralarında bazı farklar vardır. İki tabloyu yan yana inceleyince farkları daha kolay görebiliyorum.

 


Yine kolumdan tutu, bu kez beni Hünkar Mahfili’ne çıkardı. Günümüzde buraya özel izinle çıkılıyor.  



Yeşil Cami küçük bir cami ama her köşesi göz alıcı. Çinileri, süslemeleri, hat sanatları ve mermer işçiliği… Camiyi gezerken “Neden sanat tarihi okumadım ki” diye hayıflandım.

 Caminin dışında bir de türbe var; Yeşil Türbe. Caminin kendisi gibi çinilerle süslenmiş. Burası Sultan Çelebi Mehmet'in türbesi. 



Türbeden içeri girer girmez "Türbede Dua"  adlı tablosuyla karşılaştım. 



Türbede de bir mihrap var. Camidekinden farksız, yine göz alıcı.


Sultan Çelebi Mehmet'in yaptırdığı külliyenin içinde bir de medrese var. Günümüzde "Türk-İslam Eserleri Müzesi"ne ev sahipliği yapıyor. Ben müzeye giderken, teşekkür edip vedalaştık. Osman Hamdi Bey gülümsüyordu.

 

Yaklaşık yüz yıl önce Osman Hamdi Bey’in, bu camiyi ilk gördüğü an neler hissettiğini anlamak çok zor değil. Ben ressam değilim, sanat tarihçisi hiç değil… Ama artık Osman Hamdi Bey'in neden bu camiye defalarca döndüğünü biraz daha iyi anlıyorum.

Yeşil Cami’nin, gördüğüm çok güzel birkaç camiden biri olduğunu söyleyebilirim. Gördükten sonra siz de hak vereceksiniz; çünkü güzellik sadece büyük olmakla ilgili değildir.



Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.