KİEV Şehir Notları





Yıllardır soğuk ülkelerin sıcak şehirlerini gezme hevesi içerisindeydim. Özellikle St.Petersburg, Moskova ve Kiev. Hatta sonrasında Vilnius, Minsk… Norveç’e kadar uzanan bir hayal…




Hazırlık

Nihayet şeytanın bacağını kırmış ve Ukrayna’nın güzel başkenti, Dnipro Nehri’nin iki kıyısı boyunca uzanan Kiev’e gitme planlarına ağırlık vermiştim. İnternet elbette en büyük yardımcım oldu bu hayali gerçekleştirmemde. Skyscanner’dan uçak biletlerimi gidiş-dönüş 560 TL’ye aldım. Epeyce bir süre araştırdıktan sonra da, Booking.com’dan kalacağım apartman dairesini (5 gece için 2 kişilik bir daire) 562 TL’ye rezervasyon yaptım. Daha ucuz veya daha pahalı alternatifler de vardı elbette. Ancak, ben şehir merkezine 15 dakikalık yürüme mesafesinde, metro istasyonuna 1 dakikalık uzaklıktaki bu daire de karar kıldım.


En büyük sorunlardan birisi, “Kiril Alfabesi” ile hiçbir tanışıklığımın olmaması ve benim bu seyahati yalnız başıma yapacak olmamdı. İnternetten okuduğum pek çok değişik kaynak, olumlu ya da olumsuz farklı yorumlar içeriyordu. Bense hangisine inanacağımı bilemiyordum. Kalbimin sesini dinlemek daha ağır basınca, ben de sadece ihtiyacım olacak şeylere odaklanma kararı aldım. 





Önce orada internet ve telefon problemleri ile karşılaşma ihtimalimin yüksek olması nedeniyle, Offline Map isimli bir uygulamayı telefonuma indirdim. Program oldukça basit arayüzü ile, istediğiniz pek çok şehre ait ayrıntılı haritaları önceden yüklemenize izin veriyor. Titiz bir çalışma neticesinde, gene internetten kolayca bulabileceğiniz sitelerden faydalanarak (tripadvisor.com bunlardan birisi) gidilmesi gereken yerlerin bir listesini çıkarıp Offline Map’de işaretledim. Ve Kiev Metro hattına ait güzel ve okunaklı bir şemayı da arşivime ekledim. Böyle bir şema indirirseniz, istasyon isimlerinin hem Kiril hem de Latin alfabesi ile takip edebilirsiniz. Her ikisini gösteren uygulamalardan birini seçmeniz daha faydalı olacaktır. Tabii bir de Google Maps ve Yandex Maps’de şehrin haritalarına bakmanız, oraya gittiğinizde kolaylık sağlayacaktır.


Offline Maps Iphone için : 

Offline Maps Android için :




Kiev Metro Hattı :





Uçuş

Beklenen gün nihayet geldiğinde, İstanbul Atatürk Havaalanı'nda aldım soluğu. Uçak seyahati yaklaşık 2 saat sürdü. Yolculuk bana göre oldukça kısa ve hızlı geçti. Ağustos ayı olmasına rağmen Borispol Havalimanı’nda beni yağmurlu ve serin bir hava bekliyordu. Bu iyiydi. Çünkü hava bile  insana hemen başka bir ülkeye geldiğini hissettiriyordu. 









Pasaport Kontrolü

Pasaport kontrolünden geçerken, görevli beni kibarca başka bir odaya yönlendirdi. Asker görünümlü birisi nezaretinde o odaya gittiğimde, içeride birkaç kişinin daha beklediğini gördüm. Pasaportum eskiydi. Yani şu yeni nesil çipli olanlardan değildi. Sanırım bu yüzden biraz daha fazla özen gösterdiler kontrol ederken. Genç, güzel ve Türkçe konuşan bir hanım görevli , “Nerede kalacağımı, ne zaman döneceğimi, ziyaret nedenimi ve kaç para ile geldiğimi” sordu nazikçe. Ben de cevapladım sakince.  Ve onayı alıp hava limanının dışında beni bekleyen yağmura kavuştum. Eğer, sigara içiyorsanız, kapıdan çıkar çıkmaz sigara yakmayın; yasak ! Ancak, çıkışın yaklaşık 100 metre sağ veya sol tarafına doğru, binanın sonuna doğru yani giderseniz, orada sigara içmekte olan pek çok kişiye katılıp, yabancı ellerde ilk sigaranızı içebilirsiniz. 



Kiev'de Taksi



Taksiciler, bizimkileri aratmayacak şekilde sizi şehre götürmeyi teklif ediyorlar. Şehir ve havalimanı arası yaklaşık 30 km. Fiyatı da 15 dolar civarında, 20-25 dakika kadar sürüyor, gideceğiniz yere ve trafiğe bağlı olarak.. Eğer yağmur yağmasaydı, Skybus adı verilen otobüslerle şehir merkezine gidecektim. Fiyatı yaklaşık olarak 2,5 – 3 dolar . Tabii daha uzun bir sürede ulaşıyorsunuz. Aceleniz ve ağır bir yükünüz yoksa tercih edebilirsiniz. Şu linkler SKYBUS ile transfer düşünürseniz faydalı olacaktır: 




Havaalanı çok büyük olmadığından otobüsleri görmeniz hiç de zor olmayacaktır. Zaten herhangi birisine “SKY BUS?“ derseniz, eminim işaretle yardımcı olacaklardır. Çıkışın karşısında, biraz çaprazda. 









Bindiğim taksi şoförü İngilizce biliyordu. İyi anlaştık. Epey yardımcı oldu kalacağım yere ulaşmamda. Hatta, telefon etti adam, anahtarı getirmeleri için. 





Döviz Büroları


Ben yanıma dolar almıştım. Havaalanında değil de, şehir içindeki döviz bürolarında bozdurmam konusunda beni uyarmışlardı. Biraz fark olurmuş. Ben havaalanında hiç para bozdurmadım. Zaten bir hayli bozuk dolar almıştım yanıma. Taksi şoförüne de dolar olarak verdim. Tesadüf, kaldığım yerin tam karşısında döviz bürosu vardı. Fakat sonradan gördüm ki bu bir tesadüf değilmiş. Çünkü, hemen hemen her yerde bulabiliyorsunuz bu yerlerden.



Ülke ekonomik sıkıntıda olduğundan, parası epey değer kaybetmiş son zamanlarda. Alışveriş yaparken ya da bir yere gittiğinizde paralarınızın hepsini cebinizden çıkarmayın bence. Gerek yok etraftakilerin dikkatini çekmeye. Sıkıntı olmasın. Neticede yabancı memleket.


Ulaşım

Gezerken taksi ya da metroyu kullanabilirsiniz rahatça. Normal şartlarda şehrin bir ucundan öbür ucuna  taksiyle 50-70 Grivna’ya (2,5 - 4 Dolar) gidebilirsiniz. Metro ise 50 kuruşa filan denk geliyordu.


Eğer, taksiciyle sorun yaşamak istemiyorsanız size bir taktik verebilirim; yanınızda bir not defteri ve kalem daima bulundurun. Kaldığınız yerin adresi Kiril alfabesiyle de yazılı olsun. Gideceğiniz yeri not defterinden şoföre gösterip altına bir soru işareti yapın, ya da elinizle kaç para işareti. Ve kalemi adama uzatın o da yazsın kağıda. Siz de onun yazdığının 10-20 grivna aşağısını yazın. 50-60 Grivna’yı pek geçmeyin. Anlaşırsanız parayı peşin verin ki inerken trafik vardı, şöyle oldu, böyle oldu diye fazla para istemesin.


Metro ise gayet anlaşılır ve Latin Alfabesi ile de yazıyor. Ancak benim bulunduğum İstasyonlarda, bilet alınan yerlerde İngilizce bir açıklama yoktu.



Jetonu alıp ne tarafa bineceğinize karar vermeniz biraz zaman alabiliyor. Gene de bir sorun yaşayacağınızı sanmam. Tabii ki de cebinizde, telefonunuzda vs. bir metro haritanız hep olsun.




Yeme-İçme

Yeme-içme konusunda da yabancılık çekmiyor insan. Damak zevkinize uygun bir şeyler hemen hemen her restaurantta, kafe de bulabilirsiniz. Hatta Kiev’in İstiklal Caddesi olan Kreschatik Caddesi'nde, Arena diye büyük bir bina var. İçinde gece kulübü, restaurantlar, kafeler ve barlar bulunuyor. Kime sorsanız gösterirler. İşte bu binanın hemen dış tarafında  cadde üzerinde bir Türk Restaurantı bile var. Fiyatlarını bilmiyorum. Ben denemedim. Ama güzel bir yer gibi duruyordu. 


 


Kaldığım yer apartman dairesi olduğundan, tam teşekküllü bir mutfağı vardı. Hal böyle olunca da en yakın markete gidip, biraz alışveriş yapmıştım ilk gün. Biraz meyve suyu, süt, kahvaltılık bir şeyler, hatta kızarmış tavuk vs. aldım. Toplam 8-10 dolara mal olan bu alış veriş neticesinde, kahvaltılarımı evde yaparak tasarruf bile ettim.  Tabii markete girince, neyin ne olduğunu anlamanız biraz zaman alabiliyor. Ben mesela şişe suyu yerine soda almışım.



 


Gezilecek Yerler

Gezilecek yerler konusunda pek tavsiye vermek istemiyorum. Zira bu kişinin tercihine, zevklerine göre değişecektir. Ancak, “Pechersk Lavra - Caves Manastırı”na gittiğinizde, kocaman bahçenin bir köşesinde sessizce duran Micro Art Müzesi'ni kaçırmamanızı tavsiye ederim. Gerçekten etkileyici bir yer. Şuradan nasıl bir yer olduğuna bakabilirsiniz.



Kiev şehri düz bir alana kurulu genel olarak. Bu yüzden yürüyerek gezmesi oldukça keyifli olabilir. Ben her gün kilometrelerce yürümeyi tercih ettim. Birkaç kere kayboldum. Ancak bu şekilde daha eğlenceli ve maceralı bir seyahat oldu. Nereleri görmek isteyeceğinize karar vermeniz için ise şu sitelerden faydalanabilirsiniz.

Şehrin kalbinde yer alan Khreshchatyk Caddesi’nin bir ucunda meşhur Arena City Binası (barlar, restaurantlar, kafeteryalar bulunan bina), diğer ucunda ise Maidan (yani Meydan) var. Özgürlük Meydanı da diyorlar buraya. Kiev’in simgelerinden olmuş Bağımsızlık Anıtı ve üzerinde bulunan heykele pek çok fotoğrafta rastlamışsınızdır. (Heykelin adı Berehynia imiş. Slav Mitolojisinde koruyucu tanrıça olarak bilinirmiş)

Maidan’da mutlaka vakit geçireceğinizden dolayı, başınıza gelmesi büyük ihtimal olan bir konuyu da es geçmemek lazım. Etrafta pek çok çizgi film kahramanlarının kostümlerini giyen gençler göreceksiniz, çoğunlukla üniversite öğrencileri diye tahmin ediyorum. Yanınıza kibarca yaklaşıp fotoğraf çektirmek isteyeceklerdir. İstemezseniz, hangi ülkeden geldiğinizi ve yabancı para koleksiyonu yaptıklarını söyleyerek en azından kendi ülke paranızdan verebilir misiniz diye soracaklardır. Gönlünüze kalmış. Arzu ederseniz 1-2 dolar verdiğinizde pek memnun oluyorlar.




Kiev’i ikiye ayıran Dinyeper Nehri (Özi, Dnipro, Dniapro gibi isimlerle de söylenmekteymiş) şehire ayrı bir güzellik katıyor. Nehir kirli olduğundan yüzen yokmuş. Ancak, bazı kesimlerdeki kumsallarda insanlar yazın güneşlenmeye, dinlenmeye ve vakit geçirmeye geliyorlarmış. Ben binmedim ama nehirden şehri görmek isterseniz, tekne turları da var.





Güvenlik

Son yıllardaki siyasi olaylardan ve Rusya ile yaşanan krizden sonra, güvenlik konusu biraz düşündürüyordu beni gitmeden önce. Ancak herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Bizde alıştığınız samimi, sıcak tavırları pek de beklememek lazım galiba. Çünkü bu özelliğimiz, pek çok dünya vatandaşının hayretle dile getirdiği bir ayrıcalığımız bence.




Son söz olarak, gördüğüm onca park, nehir ve şehir manzaralarının karlar altında nasıl olacağını düşünmeden edemedim gezerken. Sanırım Kiev’in kışı ayrı bir güzel olsa gerek. Gerçi ortalama sıcaklığı -4 derece olan bir yerde nasıl gezilir, bu da kafamı meşgul eden deli sorulardan biri. Bakalım zaman ne gösterecek.

           
Sağlık ve huzurla kalın..

Murat ÜNVER


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Instagram Fotoğrafları