ARİSTO MEYDANI





Aristo Meydanı Selanik'in en hareketli yerlerinden biri. Kentin merkezi demek çok yanlış olmaz sanırım. Bu meydanın oluşması çok kolay olmamış. Çok sıkıntılı süreçlerden sonra günümüzde beğendiğimiz bir meydan ortaya çıkmış.



Aşağıdaki uydu görüntüsünde göreceğiniz gibi, sahilde ve ilgimizi çekecek pek çok tarihi yapıya da çok yakın. 







SELANİK 1917 YANGINI



1912 yılında Osmanlı Devleti, tek kurşun bile sıkmadan Selanik'i Yunan yönetimine teslim eder. 1917 yılında kentin 1/3'ini yok eden büyük bir yangın felaketi yaşanır. 32 saat süren yangın 9.500 evi kullanılmaz hale getirirken 72.000 insan evsiz kalır.



Yangın özellikle Türklerin ve Yahudilerin yoğun olarak yaşadığı mahalleleri etkiler. Yahudiler Selanik'e Osmanlı yönetimi sırasında yerleştirilmişti. Yangında pek çok önemli binayla birlikte 3 Ortodoks kilise, 11 cami ve 33 sinagog yanar. 



Bir yıl sonra, 1918 yılında Fransız mimar E.Hebrard ve ekibi, kentin imarı için görevlendirilir. 1950'lere kadar devam eden çalışmalar sonunda kent günümüzdeki şeklini alır. 



Osmanlı yönetiminde kent meydanı anlayışı olmadığı için, yangın bahanesiyle Selanik bir kent meydanına sahip olur. Fransız mimarlar meydanı sadece sahilde bir alan olarak değil, kentin iç kesimindeki başka bir meydanla birleştirilmiş şekilde düşünmüşler.








Aristo Meydanı'na sahilden girelim. Leoforos Nikis Caddesi, meydanın önünden geçiyor. Bu cadde, bizden herkesin İzmir kordonuna benzettiği cadde. 









İşte meydandayız. Günün her saati kalabalık. Kafeler, oteller.. ne arasanız burada.. 






Her köşesi heykellerle süslü Selanik, Aristo adını verdiği meydanda Aristo'nun heykelini unutacak değil ya!.. 







Meydan, turistlerle ve güvercinlerle dolu.




Biz de güvercinleri beslemek istediğimizde yem satın almak için bir satıcıya yaklaştığımızda, satıcı bize Türkçe karşılık verdi; 

"Hoşgeldiniz!.."

İskeçeli bu ablamızla sohbet ettik. Giderseniz yanına uğrayın, bizim de selamımızı söyleyin!..





Meydanın diğer ucuna doğru ilerledik. Burası sağlı sollu mağazalar ve kafelerle dolu.







Yeşil alan bırakmayı ihmal etmemişler..







Diğer alana vardığımızda karşımıza bu beyaz heykel çıktı; Elefterios Venizelos.





Elefterios Venizelos





1864-1936 yılları arasında yaşamış. Yunanistan'ın eski başbakanı. Hatta bizim de tarih kitaplarımızda okuduğumuz Yunanlılar'ın büyük hayali Mega İdea'nın mimarı..

Girit'te doğup hukuk öğrenimi gören Venizelos, Osmanlı Devleti'ne karşı açtığı savaşı kazanarak 1913 yılında Girit'in Yunanistan'a bağlanmasını sağladı. 

İngilizlerin desteğiyle 1920 yılında Türkiye ile savaşa girdi. 

1928 yılında yine iktidara gelince Türkiye'ye karşı barışçı bir siyaset uyguladı. 29 Ekim 1930 günü Türkiye'deki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına katıldı. 







Venizelos'un heykelinin yeri, deniz manzaralı..



BEY HAMAMI  (CENNET HAMAMI)

Heykelin solunda Bey Hamamı var. 1444 yılında yapılmış. 1968 yılına kadar da Cennet Hamamı adıyla kullanılır durumdaymış...






PANAGION CALCEON

Heykelin sağında Panagion Calceon adlı Ortodoks Kilisesi var. Osmanlı yönetiminde yanına dikilen bir minareyle camiye dönüştürülmüş Kazancılar Camisi olarak anılmış. Selanik yine Yunan yönetimine geçince minare yıkılmış. 



Son yıllarda restore edildiği için gayet temiz ve güzel görünüyor.





Meydanın geri kalanı, kent merkezinde ağaçların gölgesinde soluk alabileceğiniz geniş bir alan.






Bir de çocuk parkı var. Selanik'te çocuk parkları aşağıdaki fotoğrafta da göreceğiniz gibi parmaklıklarla çevrili. Önce itici bir uygulama diye düşündük. Herhalde çocukların parktan uzaklaşmaları engellenmek istenmiş. Belki de veliler sohbete veya kitap okumaya dalıp çocukları gözden kaçırabiliyorlar. 



Meydanın sonunda, belki de meydandan bağımsızdır burası, bir açıkhava müzesi var. Antik dönemden kalma bir pazar alanı.. 






Açıkhava müzesinin biraz ilerisinde de Aya Dimitri Kilisesi var. 











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Instagram Fotoğrafları