Bandırma ile Erdek
arasında uzanan yolun kenarında, çoğu kişinin fark etmeden geçtiği büyük bir
tarih saklı. Antik dünyanın en görkemli yapılarından biri sayılan Kyzikos
Hadrian Tapınağı’nın kalıntıları, yüzyıllar boyunca yaşanan depremlere rağmen
bugün hâlâ Kapıdağ Yarımadası’nın geçmişine açılan etkileyici bir kapı.
Bandırma’dan Erdek’e giden minibüsle Düzler’e yaklaşırken
arka taraftan bir ses yükseldi: “Kahvelerde inecek var…”
Durak köy kahvelerinin önünde olduğu için böyle
deniyordu. Minibüs durunca biz de indik. Sıcak bir Ağustos günü öğleden sonra
arkadaşım Hakan Yurtsever ile beraber Hadrian Tapınağı’na yürüdük.
Karayolu üzerinde Hadrian Tapınağı levhası var ancak yola yakın olmasına karşın tapınak pek görünmüyordu.
Bugün Kapıdağ Yarımadası’nın güneyinde yer alan Kyzikos
Antik Kenti, yaklaşık 2800 yıl önce kurulmuştu. Arkadaşım Hakan Yurtsever
bir arkeolog. Yaklaşık 20 yıl önce öğrenci olduğu yıllarda burada üç yıl üst
üste kazı çalışmalarına katılmıştı.
Antik bir kenti bir arkeologla gezeceğim için
heyecanlıydım. Mersin’de yaşayan Hakan Yurtsever ise benden daha heyecanlıydı.
20 yıl sonra buraya ilk kez geliyordu ama yolu iyi biliyordu.
Kazı alanında bir tapınak görmek mümkün değildi. Her
yerde tapınağın kalıntıları olan devasa mermer parçaları vardı.
Dikdörtgen şeklinde tapınağın 120 metrelik uzun
kenarındaki basamakları gördük. "Alan çok genişlemiş" dedi
Hakan Yurtsever.
Kyzikos, MS 117 yılında yıkıcı bir depremle
sarsılmış, pek çok bina yıkılmıştı. O zamanlar yapımı devam eden ve Zeus’a
adanan buradaki tapınak da depremden zarar görmüştü. MS 124 yılında Roma
İmparatoru Hadrian, çıktığı Anadolu gezisinde Kyzikos’a da uğramış, zarar gören
Kyzikos’a maddi destek sağlamıştı.
Kyzikos, o dönem bölgenin çok önemli ticaret
kentlerinden biriydi. Kentte üç tane liman olması bunun göstergesi.
Kyzikoslular, İmparator Hadrian’ın bu desteğini unutmamışlar ve tapınağı ona
adamışlardı. Hadrian da, Kyzikos’a “Neokoria Unvanı” verdi.
“Bu unvan, İmparator tapınağına sahip olmak demekti
ve çok önemli ayrıcalıkları vardı,” dedi Hakan Yurtsever. “O dönem sadece
Pergamon (Bergama) ve Smyrna (İzmir)’da vardı.”
2013 yılında kazı çalışmalarından gelen bir haber heyecan yarattı. Roma dönemi içerisinde yapılan en büyük sütun başlığı bulundu.
Tapınağın sütunları yaklaşık 20 metre yüksekliğe
sahipti. Bu başlık o sütunlardan birinin üzerindeydi. Yaklaşık 1,9 m çapında,
2,5 m yüksekliğinde ve 20 ton ağırlığında.
Kazı alanını gezdikten sonra kazı ekibiyle
tanışma fırsatı buldum. Hakan Yurtsever’in Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden
arkadaşları Kazı başkanı Doç.Dr. Nurettin Koçhan ve Yrd.Doç.Dr. Korkmaz Meral,
bizi samimiyetle karşıladılar. Arkeologların arasında keyifli bir sohbete tanık
oldum.
Kyzikos, Efes kadar önemli bir antik zenginliğe sahip.
Tapınak MS 167 yılında hizmete açıldığında Filozof Aristeides açılış
konuşmasında şunları söylemiş:
"Önceden gemiciler dağların şekillerine bakarak adaları birbirinden
ayırıyorlardı. Şimdi tapınağınız dağların yerine geçti. Şehriniz fenerlere ve
işaret bayraklarına gerek kalmadan gemicilere yol gösteren tek şehirdir."
Dağlar yerinde duruyor. Ancak Kyzikos MS 117 yılındaki
depremden sonra MS 155 yılında bir depremle daha sarsılmış, yine yaralarını
sarmıştı. MS 543 yılındaki şiddetli depremden sonra Kyzikos’un görkemli dönemi
sona ermiş oldu.
Yaklaşık 1500 yıl sonra, sıcak bir Ağustos günü kazı
ekibine teşekkür ederek ayrıldık. Düzler’deki kahvehanelerin birinde bizi
serinletecek bir şeyler içerken Kyzikos’a gelen farklı dönemlerde buralara
hakim olan Persleri, Büyük İskender’i ve Romalıları konuştuk.
Kaynaklar:
%20(10).jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)