Bir saat kulesi insanlık tarihinin en önemli bilimsel keşiflerinden birine ilham verebilir mi? Bern'in tarihi merkezinde yüzyıllardır zamanı gösteren bu kule, yalnızca Bern'in simgesi olmakla kalmamış; zamanı anlamaya çalışan genç bir patent memurunun düşüncelerine de eşlik etmişti.
Takvim yaprakları 1 Ağustos gününü gösterirken İsviçre’nin Bern kentinde cadde ve sokaklar bayraklarla donatılmıştı. Her yere kırmızı-beyaz İsviçre bayrakları asılmıştı. Bugün İsviçre’nin kuruluş günü ve resmi tatil. Bu nedenle cadde ve sokaklar kalabalık değildi.
Bern’in içinde geçen Aare Irmağı üzerindeki
köprülerden biri olan Nydeggbrücke’den geçip Kramgasse Caddesi’ne ulaştım. İki
yanında dört katlı binaların sıralandığı caddenin kaldırımları binaların
altındaydı.
Güneşli bir yaz gününde yürüdüm Bern’de. Ama yağmurlu
da olsaydı, cadde boyunca mağazaların vitrinlerine baka baka ve ıslanmadan
rahatlıkla yürüyebilirdim. Sanki cadde boyu kapalı çarşı…
Tarihi binalar, bazı mağazalar ve cadde üzerinde
çeşmeler dikkatimi çekse de gözümü caddenin sonunda görünen saat kulesinden
alamadan hızlıca yürüdüm. Bu göz alıcı kulenin önünde farklı ülkelerin
gezginleri de vardı.
1218-1220 yıllarında Bern’i koruyan surlar inşa
edilirken buradaki kule batı kapısının kulesiymiş. 1405 yılında büyük bir
yangında tamamen yanınca yeniden yapmışlar.
1530 yılında kuleye bir astronomik saat ve müzik
mekanizması yerleştirmişler.
Bugün ben dahil, gezginlerden oluşan küçük bir grup
54,5 metre yüksekliğindeki kulede saat başını bekledik. Önce bir horoz
eğlencenin başladığını duyururcasına öttü. Ayılar dans etti, bir palyaço da
eğlenceye katıldı. Sonunda zaman tanrısı Chronos tam zamanında sallanan
asasıyla vurarak zamanı duyurdu.
Belki 1908 yılında, belki de tam burada benim durduğum
yerde, benim gibi gözlerini bu saat kulesinden alamadan kuleyi izleyen biri
daha vardı. Patent ofisinde çalışan bir memur.
Ben bir yandan İsviçre çikolatası yerken, bir yandan da fotoğraf çekiyordum. Bu gezimi satırlara nasıl dökebilirim diye düşünüyordum sadece. Ama o patent memuru, burada defalarca durmuş ve uzun uzun saat kulesine bakmış. Işığın doğası ile zaman, uzay ve zamanın ilişkisi hakkında düşündükçe düşünmüş.
İsviçre'de ne memurlar varmış diye mi düşündünüz?
Bu patent memuru, sadece geçimini sağlamak için iki yıl kadar burada çalışmış, dünyanın en zeki insanlarından biri kabul edilen Albert Einstein'dı. Ne kadar zeki olursanız olun, akşam evinize giderken ailenizin karnını doyurabilmek için para kazanmalısınız.
Saat kulesinin önünden ayrılırken aklımda yalnızca
Bern'in simgesi olan tarihi bir yapı kalmadı. Yüzyıllardır zamanı gösteren bu
kule, bir zamanlar zamanı anlamaya çalışan genç bir patent memurunun da
düşüncelerine eşlik etmişti. Belki de Bern'in en etkileyici yanı tam olarak
buydu.
Einstein'dan söz etmişken, Kramgasse üzerindeki ve bugün müze olarak ziyaret edilebilen evini de görmeden Bern'den ayrılmamak gerekir. "Einstein'ın Evinde (Einstein Haus)"
.jpg)


