Type Here to Get Search Results !

Hallstatt Gezginlerden Bıktı


Hallstatt, ilk bakışta masalsı manzarasıyla büyüleyen bir kasaba. Ancak bu büyünün içinde ilerledikçe, güzelliğin yalnızca size ait olmadığını fark ediyorsunuz. Dar sokaklarda ve göl kıyısında dolaşırken, hayranlık ile kalabalığın parçası olmanın yarattığı huzursuzluk iç içe geçiyor. Hallstatt gezisi, bir yeri görmenin ötesinde, o yeri ne kadar tükettiğimizi sorgulatan bir deneyime dönüşüyor.


Sizin de köyünüze her gün binlerce ziyaretçi gelse siz de bıkar mıydınız? Hepi topu sekiz yüz kadar insansınız köyde. Sadece yaz aylarında değil, kışları bile köyünüzde rahat değilsiniz. Sürekli kapının önünde insanlar gelip geçiyor. Ellerinde telefonlarıyla ya fotoğraf çekiyorlar ya da video. Pencereden başınızı uzatacak olsanız, şak! Bir fotoğrafın içindesiniz. 

 

Kim bu insanlar? 

 

Gezgin insanlar iyi insanlardır, meraklı insanlardır ve dünyayı seven insanlardır. Farklı kültürleri ve farklı iklimleri deneyimlemek isterler. Avusturya'daki Hallstatt kasabası da doğal güzellikleri ve dar alanda da olsa mimarisiyle ilgi görüyor. Bu nedenlerle Hallstatt, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde.




Tarihi Önemi

Dünya tarihindeki en eski tuz madeni burada. Eski çağlarda yiyecekleri saklamak için tuz çok önemlidir. Bu sayede Hallstatt da önemli bir yer olmuş. Ama ilginçtir buraya ulaşım gölden ya da patika yollardan sağlanmış uzunca bir süre. 1900'lü yıllara gelindiğinde kayalar patlatılarak yollar açılabilmiş. 



Hallstatt'ta Gezdiğimiz Yerler

Hallstatt'ın meydanı, alışık olduğumuz çok geniş meydanlara benzemiyordu. Neredeyse bir basketbol sahası kadar veya biraz daha büyük.

Burası belki küçük bir meydan ama çok ünlü. Meydanın o kadar çok fotoğrafını ve videosunu gördük ki, ilk kez gelmiş olmamıza rağmen her köşesi çok tanıdıktı. Sanki daha önce defalarca gelmişiz gibi. 




Meydanın ortasında bir sütun ve çeşme var. Sütunda dini motifler dikkat çekiyor. 



Sahil yolunda belli yerleri "manzara seyir noktası" belirlemişler. Herkes manzarayı arkasına alarak fotoğraf çekinmeye çalışıyordu. Biz de bu yarışa dahil olduk.


Güneşli bir günde yüksek dağların arasındaki göl manzarasını izlemek için bir banka oturmak istedik ancak yetişemedik. Biz de ayakta izledik manzarayı. Göl yüzeyi çarşaf gibiydi ve karşı kıyılar çok yakın görünüyordu.


Günümüzde hala, göl kıyısındaki diğer kasabalarla arasında gemilerle ulaşım sağlanıyor.




Kasabanın sonudaki seyir noktası Hallstatt'ın en ünlü manzarasını sunuyor bize. Pek çok gezginin fotoğraf ve videolarında hayran kaldığımız bu manzarayı biz de gözlerimizle görebildiğimiz için mutluyuz. 



En son manzara noktasından sonra, biraz merdiven çıkıp "Pfarrkirche Mariä Himmelfahrt" adlı kiliseye çıktık. Burada hikayesiyle bizi şaşırtan "Kemik Evi"ne konuk olduk. Manzara seyir noktalarındaki kalabalık burada yoktu.

Ölümden sonra bile nerede ve ne şekilde ‘kalacağını’ seçen cesur bir teyzenin hikayesinin peşine düştük. "Benim de Kafatasımı Bu Odaya Koyun" başlıklı yazımız, bu Kemik Evi'nin ilginç öyküsünü anlatır. Okumanızı öneririz. 



Sahil yolunda bir anıt dikkatimizi çekti. Her iki dünya savaşında yaşamını yitirenlerin anısına yapılan bir anıt. 



Hallstatt'ı gezdiğimiz süre boyunca yanımızdan farklı milletlerden pek çok insan geçiyordu. Konuşanlar, şakalaşanlar, birbirilerine seslenenler, bu küçük kasabaya hareket katıyordu. Biz de aslında bu kalabalığın bir parçasıydık.

Doğa içindeki özel konumundan başka burada yaşayanların çevreye uyumları da dikkate değerdi. Her pencere ve balkon rengarenk çiçeklerle süslüydü. Böyle bir kasabanın gezginlerin ilgisini çekmesi doğaldır.

Önümüzde yürüyen bir kadın, yine çiçeklerle süslenmiş renkli bir evi çok beğendi ve önünde fotoğraf çekinmek istedi. Evin bahçesindeki birkaç basamağı çıktı ve poz verdi. Fakat arkadaşı bahçe çitindeki bir yazıyı gösterdi: "Özel mülktür, girmeyin."



Her gün kapımızın önünden yüzlerce, belki binlerce insan geçse, bazıları belki farkında olmadan belki de umursamazca bahçemize girse, büyük ihtimalle biz de bıkardık gezginlerden.

Kurulması zor bir denge...

Hallstatt'ı dünya gözüyle görmenin mutluğuyla yaşadık. Kimseyi rahatsız etmemeye çalıştık. Etmişsek, Hallstattlılar bizi affetsin. Bize darılmayacaklarsa, tekrar gezmek isteriz.


Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.

Subscribe Us