Header Ads

GALATA KULESİ





Galata Kulesi'ni İstanbul'un pek çok yerinden görebiliyoruz. Bu kez kuleye çıkıp İstanbul'un pek çok yerini görmek istedik.

Kuleye çıkmak için hafta içi bir gün gelmenizi öneririz. Kuleye çıkmak isteyenlerin oluşturduğu sıra çok uzundu. Yaklaşık 40 dakika sıra bekledik.







Giriş kapısının üzerindeki kitabe dikkat çekici. 1831 yılında geçirdiği yangından sonra 2.Mahmut döneminde yapılan yenilemeden sonra 2.Mahmut için yazılan 16 mısralık methiye, girişin üzerinde yerleştirilmiş.


Önce kulenin tarihi gelişimini kısaca anlatsak daha iyi olacak. 


  • İlk olarak 528 yılında Bizans döneminde İmparator Anastasius Oilozus bu alana ahşaptan bir fener kule yaptırmış. 
  • 1348 yılında ise Cenevizliler bu kulenin yerine yığma taştan kuleyi yeniden yapmışlar. 
  • 1446 yılında kule biraz daha yükseltilmiş. 
  • 1510 yılındaki depremden hasar gören kuleyi Mimar Murad bin Hayreddin onarmış.
  • 3.Selim kuleyi onarıp kulenin üst katına cumba eklemiş.
  • 1831 yılında kule bir yangın daha geçirir. 2.Mahmut kuleye iki kat daha çıkar ve külah biçimindeki çatıyla kulenin üstünü kapatır. 
  • Böylece kulenin yüksekliği 70 metreye ulaşır.
  • Kule son olarak 1967 yılında onarımdan geçirilmiştir. 

Girişin üzerindeki küçük pencere askerlerin gözetlemesi için yapılmış. Sanki orada bir asker hala bizi gözetliyor gibi...







Kule dokuz katlı. Kuleye bir asansör de eklenmiş. Bu nedenle girişteki güvenlikten geçtikten ve kuleye giriş ücretini ödedikten sonra asansör sırası beklemek zorunda kaldık. Birileri inecek ki, biz çıkalım.  






Asansörden sonra iki kat merdiven çıkıp içinden geçtiğimiz kafeyi önemsemeden balkona atıyoruz kendimizi. Çünkü İstanbul ayaklarımızın altında..

Galata Köprüsü ve Tarihi Yarımada'ya uzun uzun bakıyoruz.





Unkapanı Köprüsü ve yakın zamanda tamamlanan Haliç Metro Köprüsü..




Boğaziçi Köprüsü'ne doğru bakarken karşıda Üsküdar'ı görünce elbette ki aklımıza Hezarfen Ahmet Çelebi geldi. 

4.Murat döneminde, yani 1612-1640 yılları arasında, Hezarfen Ahmet Çelebi hazırladığı kanatlarla Galata Kulesi'nden kendini boşluğa bırakmış ve Üsküdar'daki Doğancılar Parkı'na sağ salim inmeyi başarmış. Böylece uçan ilk insan olarak tarihe geçmiştir. Önce ödüllendirilse de, vay sen misin bir iş başaran denip Cezayir'e sürülmüştür. 






Galata Kulesi ile ilgili başka öyküler de var. 

Kule uzun zaman gözetleme amacıyla, Kanuni döneminde de hapishane olarak kullanılmış. 1500'lü yılların sonunda Takiyüddin Efendi, kuleye bir rasathane kurar ve yıldızları gözlemeye başlar. Ancak dönemin ahalisi, bir süre sonra bu işten rahatsız olur ve "Meleklerin eteklerinin altına bakılıyor" demeye başlar. Sultan 3.Murat da, bu bahaneyi mantıklı bulmuş olacak ki rasathaneyi kapatır.







Ne zaman Refik Saydam Caddesi'nden, çoğu zaman bir otobüsün içindeyken, geçecek olsam sonunda Galata Kulesi'nin göründüğü Büyük Hendek Caddesi'ne mutlaka bakarım. O sokağın ucunda Galata Kulesi'ni görmeden geçmemeye çalışırım. 




Benim gibi pek çok kişi bu dar caddenin sonundaki Galata Kulesi'ni seviyor olmalı ki, burada fotoğraf çekinmek için bir yarış halindeler..



Bu da kulenin balkonundan Büyük Hendek Caddesi'nin bir fotoğrafı..






Kulenin çevresi çok katlı binalarla dolmuş olsa da, küçük bir meydanı da yok değil. Bir şeyler içebileceğiniz kafelerden başka, zaman zaman burada bazı etkinliklerin düzenlendiği de olur.


Manzaranın tadı damağımızda, anısı fotoğraf makinemizin hafıza kartında, ister istemez ayrıldık Galata Kulesi'nden..






Bu sayfalara da göz atın;

https://istanbul.ktb.gov.tr/TR-165615/galata-kulesi.html
http://www.tarihiistanbul.com/tarihi-galata-bolgesi-ve-galata-kulesi/

Yorum Gönder

0 Yorumlar