Header Ads

1.DÜNYA SAVAŞI ve ÇANAKKALE






Uzun zamandır Avrupa'nın önemli devletleri birbirilerine diş biliyorlardı.

Öncesinde ulusal birliğini sağlayamamış olan Almanlar, 1871 yılında Almanya İmparatorluğu'nu kurarken, Fransa'nın Alsace-Lorraine bölgesini topraklarına katmıştı. Fransa bunu sindirememiş, Almanya da her an Fransa'nın saldırısına uğrayacağı endişesi ile sürekli politik antlaşmalar yapmakta ve bir yandan da hazırlanmaktaydı.

Alsace-Lorraine
https://www.britannica.com/place/Alsace-Lorraine

Almanya'nın İngiltere ile arası iyidi. Ancak 1888 yılında tahta çıkan Alman İmparator (Keiser) II.Wilhelm, güçlü bir deniz filosu kurmaya başladı. Hızla sanayileşen Almanya, deniz aşırı sömürge arayışına girmişti ve bu İngiltere'yi çok rahatsız etmişti.

Balkanlar'da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Rusya çekişme halindeydi. Rusya ile yakın bağı olan Sırbistan da, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu için bir tehditti.

Almanya'da artan milliyetçilik, Fransa ve İngiltere gibi ülkelere yetişme arzusunu tetikliyordu. Ancak bir sorun vardı. Bir savaş durumunda Almanya, Fransa ve Rusya arasında kalacak, iki cephede birden savaşması gerekecekti.

28 Haziran 1914 günü, bir Sırp genci Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahtı Franz Ferdinand'ı öldürünce, 28 Temmuz 1914 günü Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan'a savaş ilan etti. Gerisi çorap söküğü gibi geldi.

Uzun yıllardır karşılıklı savaş tehdidi yaşayan ülkeler birbirlerine savaş ilan ettiler. O güne dek ekonomik ve jeopolitik alanlarda rekabet çok arttığı için silahlanma yarışı da o dönem için inanılmaz boyuttaydı. Ülkeler ve halkları, sürekli savaş tehdidi altında yaşamaktan sıkılmış olacaklar ki, savaş başladığında bunu sevinçle karşıladılar. Meydanlarda sevinç gösterileri vardı. Sorunların kalıcı olarak çözülmesi için savaşın kaçınılmaz olduğunu düşüncesi hakimdi. Ayrıca savaşın kısa süreceğini, en fazla bir kaç ay sonra her şeyin biteceğini de düşünüyorlardı.

Öyle olmadı...

İtilaf Devletleri'nin savaşın planı hazırdı. En güçlü düşmanları olan Almanya'ya Fransa batıdan, Rusya doğudan saldıracak, İngiltere ise güçlü deniz kuvvetleri ile Almanya'yı ekonomik ablukaya alacaktı.

İttifak Devletleri ise, başına gelebilecekleri çok önceden öngörmesi zor değildi. Alman General Kont Alfred von Schlieffen, savaş başlamadan çok önce kendi adıyla anılan bir plan hazırlamıştı. Bu plana göre, Almanya beklenmedik bir harekatla Belçika üzerinden güneye inerek Fransa'yı kısa sürede yenilgiye uğratacak, ardından da demiryolu ile askerlerini doğu cephesine nakledecekti. Almanya çok hızlı olmalıydı. Schlieffen 1906 yılında emekli olunca yerine atanan Mareşal Helmuth von Moltke, Schlieffen Planı'nda önemli değişiklikler yaptı.

Almanya, savaş başladığında batı cephesinde Belçika'yı hızlıca işgal etti. Fransa'yı sersemletseler de kısa sürede yıkmayı başaramadılar. Bu arada Rusya da, Almanya'nın öngördüğünden çok daha hızlı bir şekilde sınıra gelmiş ve Doğu Prusya'yı işgal etmişti.



Winston Churchill

Aradan aylar geçiyor Batı cephesinde muharebeler kesilmeden devam ediyor, ancak savaşı sonlandıracak bir durum oluşmuyordu. Doğu cephesinde ise Rusya büyük bir ordusu olmasına karşın, Almanya karşısında etkisiz kalıyordu. Çünkü teçhizat sıkıntısı yaşıyordu. İngiltere Deniz Kuvvetleri Bakanı Winston ChurchillRusya'ya Akdeniz üzerinden destek verilmesi fikrini dayattı. Böylece Fransa ve İngiltere donanmalarına ait savaş gemileri Çanakkale Boğazı girişinde belirdi. Bu dar boğazlardan geçmek kolay değildi, ancak Kırım Savaşı'ndan o güne "Hasta Adam" diye nitelenen Osmanlı Devleti'nin büyük bir soruna neden olmasını beklemiyorlardı. Böylece Rusya, Almanya'ya daha güçlü bir şekilde saldıracak ve savaş kısa sürede sona erecekti.


18 Mart 1915 günü, üç önemli savaş gemisini boğazın soğuk sularında bırakan Fransa ve İngiltere, çıktıkları bu yoldan vazgeçmediler. Nisan ayında Gelibolu Yarımadası'na bir kara harekatı düzenlediler. Burada aylar süren muharebeler sonucunda, Çanakkale'yi geçemediler.




Rusya'ya yardım götüremediler. Kısa sürede biter diye düşünülen savaş uzadıkça uzadı. Milyonlarca insan Fransa ile Almanya sınırındaki muharebelerde yaşamını yitirdi. Dünyanın pek çok ülkesi savaşa katıldı, her yerde insanlar öldü.

Sürekli silah üretmek zorunda kalan devletlerin ekonomileri çöktü. İlk pes eden Rusya oldu. 1917 yılında "Ekim Devrimi" ile Rusya'da Çarlık dönemi sona erdi, Sosyalist bir yönetim kuruldu. Rusya savaştan çekildi. Savaş 1918 yılına kadar sürdü.


Çanakkale geçilseydi neler olurdu, günümüzde neler farklı olurdu, bilinmez. Ama Çanakkale'nin nasıl geçilemediğini Mustafa Kemal Paşa'dan okuyalım.




"Bu esnada Conkbayırı'nın güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve teminine memuren oralarda bulunan bir müfreze askerin Conkbayırı'na doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm. Size şu konuşmayı aynen okuyacağım! Kendim bu askerin önüne çıkarak:
-"Niçin kaçıyorsunuz? dedim."
-"Efendim, düşman! dediler."
-"Nerede?"
-"İşte," diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

Gerçekten düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tamamen özgür olarak ileriye doğru yürüyordu. Şimdi durumu düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmıştım, asker on dakika dinlensin diye ... Düşman da bu tepeye gelmiş ... Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena bir durumda kalacaklardı. O zaman, artık bunu bilmiyorum, bir mantık muhakemesi midir, yoksa içgüdü ile midir? Bilmiyorum; kaçan askere:
- "Düşmandan kaçılmaz" dedim.
- "Cephanemiz kalmadı" dediler.
- "Cephaneniz yoksa süngünüz var" dedim.


Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen askerlerini "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir subayını geriye gönderdim. Bu asker süngü takıp yere yatınca düşman askeri de yere yattı. Kazandığımız an bu andır."







Yorum Gönder

0 Yorumlar