Type Here to Get Search Results !

Cebimde 1 TL'ler, Gözümde Kuşlar: KUŞCENNETİ MİLLİ PARKI




Cebimize bolca 1 TL koyduk ve Bandırma'nın 18 km dışındaki Kuşcenneti Milli Parkı'na gittik. Burada 239 türden 2-3 milyon kuş, her bahar yuvalar kurup yavrularını büyütüyor. Biz de dürbünden onları izleyip, seslerini kaydederek birkaç saat geçirdik. Burası hem kuşlar hem bizim için yemyeşil bir cennet.

Yola çıkmadan önce cebime bolca madeni 1 TL koydum. Cebimde şıkır şıkır bir geziye çıktık.

Manyas Gölü'nün kuzey kıyısında Bandırma ilçesine bağlı Kuşcenneti Köyü'ne geldik. Bandırma'ya 18 km uzaklıkta. Köy adını Kuşcenneti Milli Parkı'ndan almış.



Milli park uzun bir süredir yenileme çalışmaları nedeniyle kapalıydı. 2024 yılında yeniden açıldı. Biz de 2025 yılının Mayıs ayında, güneş sıcak yüzünü göstermeye başlayınca hem özlediğimiz için hem de yeni halini görmek için geldik.

Giriş ücretli. Yetişkinler için 60 TL, çocuklar için 30 TL. (2025 yılında geçerli olan fiyatlar)




Göçmen Kuşların Durağı

Burası 17 bin hektarlık alanıyla Türkiye'nin en küçük milli parkı. 

Alanı küçük olabilir ama uzaklardan uçarak gelen konuklarının sayısı hiç de az değil.

 

Kuş zenginliği açısından uluslararası bir öneme sahip. Bahar aylarında 239 türden yaklaşık 2-3 milyon kuş buraya göç ediyor. Burada yumurtlayıp burada kuluçkaya yatıyorlar. Yavrular burada gözlerini dünyaya açıyorlar, burada beslenip büyüyorlar. Göl suları, söğüt korusu ve sazlıklardan oluşan alan, beslenmeleri ve güvende olmaları için çok uygun.



Kuşcenneti Milli Parkı Tarihi

1938 yılının Nisan ayında bir silah sesiyle irkildi herkes. Binlerce kuş ürküp havalandı doğal olarak. Çok geçmeden kuşlar başka dallara kondu, ortalık yine sakinleşti. Herkes işine geri döndü. Bir kişi hariç: Alman bilim insanı Curt Kosswig.


Prof. Curt Kosswig (30 Ekim 1903 - 29 Mart 1982)


Curt Kosswig, zooloji ve hidrobiyoloji konularında çalışan bir profesördü. 1936 yılında Almanya’daki Nazi baskısından kaçıp Türkiye’de İstanbul Üniversitesi’nde çalışmaya başlamıştı. Başka bir çalışma için geldiği Manyas Gölü kıyısında silah sesinden ürken kuşların peşine düştü. Yaptığı incelemeler sonucunda, doğal bir güzellikle karşı karşıya olduğunu anladı. Burası bir kuş cennetiydi ve Kosswig korunması için uzun yıllar mücadele edecekti. Sonunda 27 Temmuz 1959 günü Kuşcenneti, milli park ilan edildi.




Yenilenen Kuşcenneti Müzesi

İçeri girdiğimizde güler yüzlü bir görevli karşıladı bizi. Önce bölgeyi yurt edinen kuşlar hakkında bilgilendirme panolarının olduğu sergiyi gezdik. Özel olarak hazırlanmış vitrinlerde kimi kuşlar doldurulmuş halde, (laf aramızda canlı gibiler) kimisi de maket olarak yer almış: Su tavuğu, Kaşıkçı, Yalı çapkını, Doğan, Atmaca… İtiraf etmeliyim, çoğunu tanımıyorum. Bazılarının adlarını duydum ama ne seslerini tanıyorum ne de kendilerini… 



Tam burada aklıma yeğenim Defne geldi. Henüz on yaşında. İstanbul'da yaşıyor ve duyabildiği kadarıyla kuşları seslerinden tanımaya çalışıyor. Bilmediği sesleri YouTube'ta arıyor, bulunca da heyecanla anlatıyor. Kuşcenneti'ni bir de Defne ile gezmeliyim.

Neden bu güne kadar bilgisayarımda “Kuşlar Defteri” adlı bir klasör açmadım ki? 




Diğer bir salonda büyük bir ekranda su üstünde yüzen ya da yuvasında dinlenen kuşları izleyebildik. Bir sinema salonundaymışız gibi koltuklara oturduk. "Bu canlı görüntü," dedi uzman bir kuş bilimci.

Yeşilbaş ördekleri gösterdi bize. Karabataklar suya batıp çıkıyordu. Küçük ak balıkçıllar, gri balıkçıllar, sakarmekeler ve daha pek çoğu…

Göl üzerindeki kameralar onları çok daha yakından izleme imkânı veriyordu. Kuşları o an canlı izledik. Ayrıca arşivden kuşların özel anlarını izlemek ve uzmanından bilgi almak heyecan vericiydi. Dişinin ilgisini çekmek için dans eden kuşun performansı alkışı hak ediyordu.



Gözetleme Kulesi

Kısa bir yürüyüşten sonra kuleye ulaştık. Ama ne yürüyüştü! Kuşların biri bir dalda ötüyordu, diğeri diğer dalda. Farklı kuşlar, farklı ötüşler… Yok yok, bir Kuş Defteri tutmak şart ama dijital bir defter olmalı. Sesleri de kaydetmeliyim.

Kule 17,5 m yüksekliğinde. Biz merdivenlerden çıktık ama merdivenleri çıkmakta zorlanabilecekler için kuleye bir de asansör eklenmiş. 



 
En üst katta sabit dürbünler var. 1 TL ile çalışan dürbünlerden. Cebimde şıngırdayan 1 TL'lerin sırası gelmişti. Buraya kadar gelip kuşları gözlemleyemeden döndüğümü düşünmek bile istemem. Hazırlıksız yakalanan diğer ziyaretçilerle cebimdeki 1 TL'leri paylaştım.

 

Kuleden göl manzarası ve kuşların yaşam alanlarını rahatlıkla görebiliyordum. İnsan yapımı platformların üzerinde dinlenen pelikanları gagalarından tanıyabildim. Güneşin tadını çıkarıyorlardı. Bir de göl yüzeyinde suya dalıp çıkan karabatakları tanıdım. Bir ara suda bir kargaşa oldu, biri diğerini kovaladı. Sanırım bunlar sınıfın yaramazlarıydı.





Yeşilin binbir tonuna boğularak ve kulaklarımızda farklı kuşların ötüşleriyle çok keyifli birkaç saat geçirdik ve açıkçası biraz da acıktık. Milli parkta bir yeme içme mekanı yok. “Yanımızda bir şeyler getirelim, masalarda yeriz” diye düşünmenize de izin verilmiyor.

Kuşcenneti Milli Parkı’na yılın her zamanı gelebilirsiniz. Ancak kuşların göçüp gelmeye başladığı dönem olan nisan, mayıs ve haziran aylarında mutlaka gelmelisiniz. Ziyaret saatleri Mevsime göre değişse de genelde akşam saat 18:00'e kadar açık.



 


Milli parktan ayrılırken cebimi boşaltmış ama aklımı doldurmuştum. "Kuşlar Defteri" için telefonuma kuş  seslerini kaydetmiştim. Bu seslerin hangi kuşlara ait olduğunu bulma ve defterime not alma zamanı. Umarım Defne bana yardım eder. Belki yaz tatilinde onunla yine geliriz.




Eski gezimizden görüntüleri You Tube kanalımızda izleyebilirsiniz.



Yakın zamanda gezdiğimiz İğneada Subasar Ormanları Milli Parkı ile ilgili yazımızı da buradan okuyabilirsiniz. 



Yorum Gönder

0 Yorumlar
* Please Don't Spam Here. All the Comments are Reviewed by Admin.

Subscribe Us